DOLAR 33,0352 -0.04%
EURO 36,0077 0.15%
ALTIN 2.550,630,00
BITCOIN 22292700,99%
Hatay
21°

AÇIK

13:16

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

119 okunma

MECBUREN İYİ OLMAK 

Turgay Olcayto

ABONE OL
12 Ocak 2024 19:42
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Turgay Olcayto
Sevgili dostum Nail Güreli’yi yitireli yedi yıl olmuş. Sanki dün gibi geliyor bana. Ortak arkadaşlarımızla hâlâ aramızdaymışçasına o denli sık söz ediyoruz ki Nail’den, öldüğünü unutuyoruz. Nail’in unutamadığımız ilginç davranışları vardı. Mesela kendisine hatır soran “Nasılsın Nail Bey” diyenlere kısa bir yanıt verirdi. “Mecburen iyiyim.” Evet, Nail ekonomide, siyasette, dış politikada, Türkiye’nin hal ve gidişinin iyi olmadığını görür ama iyimser olmaktan da vazgeçmeyen bir demokrat mücadeleci olarak iyimser olmayı da unutmazdı. Bugünlerdeki duruma bakıp ben de zaman zaman “Mecburen iyiyiz” tümcesini söyleyip duruyorum. Benim Türkiye Gazeteciler Cemiyeti serüvenim onunla başlamıştı. 1994 yılında gerçekleşecek bir kongre öncesiydi. İki grup Cemiyet yönetimine liste çıkarmıştı. Birinin başında Nail Güreli vardı, diğerinin başında da Orhan Taşan. O günlerde TRT Haber merkezindeydim. İki gruptan da teklifler geliyordu bana. Gruplara son noktanın konulacağı toplantı Pera Palas’ta düzenlenecekti. Toplantıya gittim. Kalabalık ve yoğun bir kulis ortasında köşede bir masaya oturdum. Orhan Taşan el etti. ‘Tamam di mi’ diye. Ses etmedim. Derken Nail geldi. O zamana dek sadece selamlaşmakla yetiniyoruz, sohbetimiz ise bir iki sözcükten öteye gitmemiş. Ne var ki, Nail’in dürüst bir gazeteci, sosyal bir demokrat olduğunu da biliyordum. Adımla seslenerek “Ya dedi bir terasa çıkalım mı?” Pera Palas’ın terasına çıktık. Orada bana Cemiyetle ilgili tasarılarından söz etti ve beraber çalışmayı önerdi. Hoşuma gitmişti. Kabul ettim. 1994 yılında yapılan seçimde yönetim kuruluna girdim. Yönetimde bizim listeyi de delerek giren Orhan Taşan da vardı. İki yıl sonra yeniden seçimlere girerken her zamanki gibi gazetecilere baskıların yoğunlaştığı bir döneme de giriyorduk. Bu ortamda Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe’nin öldürülmesi hepimizi son derece üzdü ve şaşkına çevirdi. Dönemin emniyet müdürü, dönemin bakanı Metin’in bir kaza sonucu öldüğünde ısrar ederken Cemiyet adına Nail Güreli unutulmaz bir mücadelenin adımlarını attı. Ve sonuçta genç gazetecilerin Nail abisi olarak kayda geçti. Nail Güreli’nin Cemiyet Başkanlığında yıldızının parladığı günlerdi. Nitekim bir sonraki seçimde bütün kurullarıyla birlikte kazanmayı bildi. O dönemde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi Umur Talu’nun da özenli çabasıyla gerçekleşti.
Nail’i anınca şimdi bütün bunlar bir film şeridi gibi geçiverdi aklımdan. Sonraları dostluğumuz çok daha ileri gitti. Bir kardeş ilişkisine dönüştü. Dolayısıyla aramızda sır kalmadı. Zamanla Nail’in Kabataş Lisesinden benim de Beşiktaş semtinden arkadaşımız Prof. Dr. Turgay Atasü de aramıza katıldı. Ayrılmaz bir üçlü haline geldik. Şimdi bakıyorum da o türlü dostluklar, arkadaşlıklar nasıl da azaldı toplumumuzda. Metin Göktepe öldürüldüğünde genç gazeteciler arasında başlayan o muhteşem dayanışma şimdilerde nasıl da yok oldu. Gazetecilik bir emek işi olmaktan çıktı. Siyaset-sermaye arasına sıkışmış bir garip topluluk haline geldi. Köroğlu’nun dediği gibi “Delikli demir icat oldu mertlik bozuldu.” Dijital ortama girildiğinden beri ne televizyonda ne sosyal medyada haberin dürüstünü, haberin doğrusunu bulmak okurlar ve izleyenler için hayalden öte bir şey. Sonra ne diyor iktidar çevreleri, dezenformasyon, maniple edilen haberler diye ortalığı yıkıyorlar. Oysa bu ortamı yaratanların kendileri olduğunu unutuyor ya da unutturmaya çalışıyorlar. Emek insanlarının haberlerinin en masumu bile iktidar yanlısı gazetelerin sayfalarına girmiyor. Bazen düşünüyorum Nail Güreli olsaydı ne yapardı. Bunca yasak, bunca sansür, bunca korku iklimi arasında nasıl bir mücadele verirdi?
İşte böyle Sevgili Nail, yeni yıldan bu yana Türkiye’de hiçbir şey değişmedi tersine daha da kötüleşti. Muhalefetin olmadığı, iktidarın sapla samanı birbirine karıştırdığı bir çağı yaşıyoruz. İnsan hak ve özgürlüklerinden söz etmiyorum bile. Seni çok özlüyorum arkadaşım. Huzur içinde uyu.
Yazıyı ikimizin de sevdiği, şair Gülten Akın’ın kısa şiiriyle sonluyorum.
Her konuşma bir şeyi değiştirir hayatımızda
Sustum durdum geriye çekilerek.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.