DOLAR 32,5130 -0.11%
EURO 34,7979 -0.21%
ALTIN 2.418,23-0,47
BITCOIN 21679320,69%
Hatay
25°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

73 okunma

ANKARA’DA YAĞMUR VE BABAM

ABONE OL
16 Haziran 2023 06:34
0

BEĞENDİM

ABONE OL


AYŞE GÜLÇİN İLHAN –

Ankara’ya ne zaman soğuk kış yağmurları yağsa babam gelir aklıma…

Hiç hazzetmezdi soğuktan ve yağmurdan, gerçi yazı da çok sevmezdi. Çabuk üşüyüp hemen sıcaklardı. Çözemezdik onun ısıyla olan denklemini. Atatürk bulvarından Bakanlıklara doğru yürümeyi en çok yalnızken severim çünkü eski durakta babamla buluştuğumuz iş çıkışlarını hatırlarım. Kaldırımlar ıslaktır ve kış yapraklarını savurur. Şemsiyeli insanlar, sıkı sıkı sarıp sarmalanmış çocuklar, vitrinlerde yılbaşı telaşı ve ne mutlu ki hediye alacağım sevdiklerim var hala. Yürüyorum sağlığım yerinde ve her adımım birer cümleye dönüşüyor. Bir yere oturup hemen yazmalı ama hava soğuyor gün akşama dönerken. Babamın narin kızı da zaten üşütmüş, doktor dönüşü fazla dolaşmadan evdeki çaydanlığa kavuşmalı derken içimden ; Olgunlar’daki  kitapçılara çıkar yolum. Kitabın faydasından çok kaplayacağı yeri ve tutacağı tozu hesap eden ilginç kadınlar vardı eskiden. Haliyle çocuklar fazla kitap edinemezdi sırf bu yüzden. Hele ikinci el kitap mikrop yuvasıydı o annelere göre ve bizim evimize pis şeyler giremezdi. Kütüphanesi olamayan çocuklar vardı; hâlâ var biliyorum. Kimi yoksulluktan kimi anne çekincesinden. Bir kaç kitap bakıp kavaklıdere’nin boylu boyunca uzanan yolundan ara sokakları takip etmeyi pek sevenlerdenim. Yağmurlu havada inceden bir müzik vazgeçilmezdir kulakta. Böyle bir havada ne dinlesem derken kulaklığımda Tanju Okan belirir. “Kadınım”… Acaba soğuk bir mevsimde mi gitti kadın? Neden gidilir? Niye çabucak tükenir ki mutluluklar? Oysa düş kırıklıkları, ihanetler, ayrılıklar yakamıza yapıştı mı yıllarca kalıyor. Mutluluk bizlerle saklambaç oynuyor, bulan hayatı sobeliyor. Bulamayan için saklandığı yerden çıkmasa da oluyor zaten. Arandığında bulunan bir şey değil ki şu mutluluk dedikleri. Kimileri merak bile etmez olmuş, nerde nasıl bulurum diye.  Bunlar geçerken zihinden taze ekmek kokusu sarıyor bünyeyi en yakın fırından. Sağlıklı yaşam diye dayattılar yıllardır tam buğday çavdar kepek derken baba ocağının taş fırın ekmeği geldi aklıma. Kokuya doğru yürüdüm işte tam karşımda taş fırın eski tip klasik beyaz ekmekler. Ekmek alırken insanın gözleri dolar mı? dolar ve belki taşar bile. Dolapta bir sürü yemek varken altın gibi kıymetlendirdiğim francala dediğimiz çocukluğumuzun klasik beyaz ekmeğinin köşesine beyaz peynir doldurup yemenin anısı tâ çocukluğa götürüyor insanı. Yıllar olmuş bu şekilde ekmek peynir yemeyeli. Bugün o ekmek baba evi koktu. Her akşam 18.35i geçirmeden eve gelen babam. Ona her gün savaştan zaferle dönen kral muamelesi yapan annem. Onların büyük aşkı ve birbirine olan bağlılığı. Mutfak camından eksik olmayan yemek buharı. Kenarı çiçekli yemek tabaklarımız, rengarenk puanlı cam su bardaklarımız sofra telaşı ve her seferinde yemeğe geciken evin en küçük çocuğu.. Babamın deyimiyle “ babayiğit bir çay “ ve artık akşam saat sekiz. Dinlenme zamanı. Çocuklar odasında. Anne ve baba baş başa. Öyle şımarmalar, olur olmaz sorular, memnuniyetsiz davranışlar olmaz, olamazdı. Aile bireyleri payına düşen her durumdan mutluluk çıkarmayı bilirlerdi.

Bugün Ankara’ya yağmur yağdı ve bir taş fırından beyaz ekmek kokusu buharlaşıp caddeye karıştı. Kaldırımlar babam oldu, ekmek kokusu baba evi.

Hâsıl kelâm. Üşüyünce babasını özler kız evlatlar. Hasta olunca, ihanete uğrayınca, etiğe aykırı işlere itiraz edince babasını özler kızlar. Bunca kirliliğin içinde temiz kalan tek duygusunu, babasını özler.

Babamı çok özledim…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.